Tarih ve Sistem
Katman:
Mod:
← Kütüphane
Bölüm 16 · Taslak · Katman: Çocuk

Hz. Süleymân (a.s.)

Karıncayı duyan devlet: mülk, şükür, istihbarat ve Belkıs'ın şûrâsı.

Karıncayı Duyan Sultan

Kur'an

Süleymân, babası Dâvûd'un hem ilmine hem tahtına vâris oldu. Daha gençken bile keskin bir anlayışı vardı: Bir gece bir sürü, komşunun ekinine girip zarar vermişti. Dâvûd bir hüküm verdi; genç Süleymân daha ince bir çözüm önerdi ve Allah, "O meseleyi Süleymân'a kavrattık" buyurdu — ama ikisini de övdü: "Her birine hüküm ve ilim verdik." Süleymân'a çok özel nimetler verildi: kuşların dilini anlardı; rüzgâr onun emrindeydi; cinlerden ve insanlardan orduları vardı. O ise hep şöyle derdi: "Bu, Rabbimin lütfundandır."

  • Kur'an-ı Kerimen-Neml 27:15-16
  • Kur'an-ı Kerimel-Enbiyâ 21:78-82
  • Kur'an-ı KerimSebe' 34:12
Kur'an

Bir gün Süleymân, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusuyla yürüyordu. Karınca vadisine gelince bir karınca öbür karıncalara seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleymân ve orduları farkında olmadan sizi ezmesin." Süleymân bunu duydu ve karıncanın sözüne tebessüm etti. Sonra şöyle dua etti: "Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın iyi işler yapmamı nasip et; beni rahmetinle salih kullarının arasına kat." Koskoca ordunun sultanı, minicik bir karıncayı duydu ve önce şükretti.

  • Kur'an-ı Kerimen-Neml 27:17-19
Görsel Brief
Mekân (setting)
Vadi zemini, yakın plan: bir karınca yuvasının kum kraterli ağzı ve içeri yönelen minik iz kolonları; zeminin üzerinden geçen, kaynağı kadraj dışında kalan devasa yumuşak bir gölge
Dönem (era)
Karınca vadisi; ordunun geçtiği an
Atmosfer (mood)
devasa gücün minicik hayata gösterdiği özen
Kamera (camera)
makro yakınlık; gölge ile yuvanın kontrastı
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • kum kraterli yuva ağzı
  • içeri akan minik iz kolonları
  • zemini kaplayan dev yumuşak gölge
  • birkaç kum tanesinin dokusu
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
  • karıncaların kendisi (yalnız izleri ve yuvası)
Alt yazı (varyant metni)

Koca ordu geçerken küçük yuva güvendeydi.

Kur'an

Bir gün Süleymân, kuşları yokladı ve Hüdhüd'ü göremedi. Hüdhüd az sonra geldi ve önemli bir haber getirdi: "Sebe' ülkesinde, güneşe tapan bir halk ve onları yöneten bir kraliçe gördüm; her şeyi var, büyük bir tahtı var." Süleymân haberi hemen kabul etmedi: "Bakacağız; doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın?" dedi ve bir mektup gönderdi. Mektup şöyle başlıyordu: "Bismillâhirrahmânirrahîm. Bana karşı büyüklük taslamayın ve bana müslümanlar olarak gelin." Kraliçe Belkıs mektubu tek başına karara bağlamadı; danışmanlarını topladı: "Ey ileri gelenler! Bu işimde bana görüş bildirin; siz yanımda olmadan hiçbir işe kesin karar vermem."

  • Kur'an-ı Kerimen-Neml 27:20-35
Kur'an

Belkıs önce kıymetli hediyeler gönderdi. Süleymân hediyeyi geri çevirdi: "Siz mi bana malla yardım ediyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır." Onun derdi mal değil, insanların tek Allah'a yönelmesiydi. Sonra kitap ilmine sahip bir zat, Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. Süleymân tahtı görünce yine şükretti: "Bu, Rabbimin lütfundandır; şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni deniyor." Belkıs gelince billur zeminli köşke girdi; zemini derin su sandı. Gerçeği anlayınca şöyle dedi: "Rabbim! Ben kendime zulmetmişim. Artık Süleymân'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." Savaş olmadan, ikna ile iman etti.

  • Kur'an-ı Kerimen-Neml 27:36-44
Görsel Brief
Mekân (setting)
Görkemli bir köşk salonu: altından berrak su ve çakılların aktığı saydam billur döşeme; salonun uzak ucunda, kadrajın derinliğinde duran boş, mücevher işlemeli bir taht; yüksek pencerelerden düşen ışık kolonları
Dönem (era)
Sebe' kraliçesinin geldiği gün
Atmosfer (mood)
algıyı sınayan ihtişam; hakikat eşiği
Kamera (camera)
döşeme hizasından tahta doğru derin perspektif
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • saydam billur döşeme
  • altında akan su ve çakıllar
  • uzaktaki boş işlemeli taht
  • pencere ışık kolonları
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
Alt yazı (varyant metni)

Zemin su gibiydi; ama aslında billurdu. Gözler yanılabilir.

Kur'an

Süleymân şöyle dua etmişti: "Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver; şüphesiz Sen çok verensin (Vehhâb)." Allah bu duayı kabul etti. Ama Süleymân, mülkü hep bir emanet ve imtihan bildi. Vefatı da ibretliydi: Asâsına dayanmış hâlde ruhunu teslim etti; cinler onu ölmüş bilmeden çalışmaya devam ettiler. Ancak bir ağaç kurdu asâyı kemirip de Süleymân yere düşünce anlaşıldı. Böylece herkes şunu öğrendi: Cinler gaybı, yani gizli olanı bilmezler; gaybı yalnız Allah bilir. Bazı insanlar Süleymân'a haksız yere "büyücüydü" dediler; Kur'an onu temize çıkardı: "Süleymân kâfir olmadı."

  • Kur'an-ı KerimSâd 38:35
  • Kur'an-ı KerimSebe' 34:14
  • Kur'an-ı Kerimel-Bakara 2:102
Görsel Brief
Mekân (setting)
İşlemeli sütunlu, boş bir taht salonu; yüksek pencereden yalnız tahtın üzerine düşen tek ışık huzmesi
Dönem (era)
Kadim saray; geometrik-bitkisel bezeme, figürsüz
Atmosfer (mood)
mülkün faniliği, şükrün kalıcılığı
Kamera (camera)
salon ekseninden tahta; huzme vurgusu
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • boş sade taht
  • sütunların uzun gölgeleri
  • huzmede süzülen toz zerreleri
  • cilalı zeminin yansıması
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • şeytan tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
Alt yazı (varyant metni)

Koca mülk bile emanetti; şükreden kazandı.

Anahtar Terimler
Hüdhüd
Süleymân'a haber getiren çavuş kuşu.
Şûrâ
Karar vermeden önce danışmak.
Vehhâb
Karşılıksız, bol bol veren; Allah'ın ismi.
Gayb
Bizden gizli olan; onu yalnız Allah bilir.
Tefekkür

Üç ders: 1) Gerçek büyüklük, en küçüğü bile duymak ve korumaktır. 2) Duyduğumuz her haberi önce doğrularız. 3) Elimizdeki her güzellik için "Bu, Rabbimin lütfundandır" deriz.