Tarih ve Sistem
Katman:
Mod:
← Kütüphane
Bölüm 4 · Taslak · Katman: Çocuk

Hz. Nûh (a.s.)

İlk büyük dâvet, ilk büyük hüküm: şirkin doğuşu, 950 yıllık sabır ve tûfan.

Gemiyi Yapan Peygamber

Sahih Hadis

Hz. Âdem'den sonra insanlar uzun süre yalnız Allah'a ibadet ettiler. Nûh kavminde Vedd, Süvâ', Yeğûs, Yeûk ve Nesr adında çok iyi insanlar yaşamıştı. Onlar vefat edince şeytan, insanlara "Onları unutmayın; oturdukları yerlere anıtlarını yapın" diye fısıldadı. Önce yalnız hatıraydı bunlar. Fakat yıllar geçip bilenler ölünce, yeni gelenler bu anıtlara tapmaya başladı. İşte putlara tapma, yani şirk, böyle başladı: aşırı sevgiyle ve unutmakla.

  • Sahih-i BuhariSahîh-i Buhârî 4920 (İbn Abbâs'tan) (sahîh)
  • Kur'an-ı KerimNûh 71:23
Görsel Brief
Mekân (setting)
Bir yerleşimin meydanında beş adet yüksek, yüzeyleri düz ve soyut anıt taşı (stel); diplerinde adak kapları, soğumuş kül ve kurumuş çelenkler; taşların gölgesi uzun
Dönem (era)
Tûfan öncesi ilk şehirleşme; kerpiç ve taş
Atmosfer (mood)
tekinsiz bir hürmet; yozlaşmanın sessiz başlangıcı
Kamera (camera)
alçak açı; taşlar izleyiciye yukarıdan bakar
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • beş soyut, figürsüz anıt taşı
  • diplerinde adak kapları ve kül
  • taşlara sürülmüş yağ izleri
  • uzayan akşam gölgeleri
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
  • insan veya hayvan biçimli put
  • yüz hatları taşıyan herhangi bir yüzey
Alt yazı (varyant metni)

Önce hatıra taşlarıydı; sonra insanlar onlara tapmaya başladı.

Kur'an

Allah, Nûh'u bu kavme peygamber gönderdi. Nûh onları tam dokuz yüz elli yıl Allah'a çağırdı. Gece çağırdı, gündüz çağırdı; kimine gizlice, kimine herkesin içinde anlattı. "Rabbinizden bağışlanma dileyin; O, üzerinize bol yağmur göndersin, size mallar ve oğullar versin" dedi. Ama çoğu insan parmaklarını kulaklarına tıkadı. Nûh yine de vazgeçmedi. Sabırla anlatmaya devam etti.

  • Kur'an-ı Kerimel-Ankebût 29:14
  • Kur'an-ı KerimNûh 71:5-12
Görsel Brief
Mekân (setting)
Nehir kenarı kentinde yüksek platformlar üzerine kurulu konak eşikleri; aşağıda dar, sade toprak sokak
Dönem (era)
Tûfan öncesi kadim kent; yalın kerpiç-taş mimari
Atmosfer (mood)
yukarıdan bakışın soğukluğu; görünmez sınıf duvarı
Kamera (camera)
sokak hizasından yukarıya; eşiklerin baskısı hissedilir
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • yüksek cilalı taş eşikler
  • aşağı sarkan boş gölgelikler
  • dar sokağın sade toprak zemini
  • eşik ile sokak arasındaki keskin gölge hattı
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • şeytan tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
Alt yazı (varyant metni)

Kibirli öncüler yüksekten baktı; dâveti küçümsediler.

Kur'an

Kavmin zengin ve güçlü kişileri Nûh'u küçümsedi: "Sana yalnız fakirler ve güçsüzler uyuyor" dediler. "Onları yanından kovarsan belki seni dinleriz." Nûh bunu kabul etmedi: "Ben iman edenleri asla kovamam" dedi. "Onların hesabı Allah'a aittir." Allah katında değerli olmak zenginlikle değil, imanla olur.

  • Kur'an-ı KerimHûd 11:27-31
  • Kur'an-ı Kerimeş-Şuarâ 26:111-115
Kur'an

Sonunda Allah, Nûh'a bildirdi: artık iman edenlerden başkası iman etmeyecekti. "Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap" buyurdu. Nûh, denizden uzakta, kupkuru toprağın üzerinde kocaman bir gemi yapmaya başladı. Kavmi her geçtiğinde onunla alay etti: "Karada gemi mi olurmuş?" Nûh şöyle dedi: "Siz bizimle alay ediyorsanız, biz de sizin alay etmenize şaşıyoruz. Yakında kimin haklı olduğunu göreceksiniz." Allah'ın emri akla ters görünse bile mutlaka bir hikmeti vardır.

  • Kur'an-ı KerimHûd 11:36-39
Görsel Brief
Mekân (setting)
Denizden eser olmayan geniş, çatlak topraklı bir ova; ortada devasa bir geminin ahşap kaburga iskeleti; iskelenin dibinde bırakılmış keser, testere, zift kazanı ve talaş yığınları; ufukta küçük bir kerpiç şehir silüeti
Dönem (era)
Tûfan öncesi; el aletleriyle ahşap gemi inşası
Atmosfer (mood)
inatçı bir itaat; yalnızlık ve kararlılık
Kamera (camera)
geniş açı; gemi iskeleti kadraja sığmayacak kadar büyük hissettirilir
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • yarım kalmış dev gemi kaburgası
  • dinlenen el aletleri ve zift kazanı
  • çatlamış kuru toprak
  • uzakta alaycı şehrin silüeti
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
Alt yazı (varyant metni)

Kupkuru toprağın ortasında dev bir gemi yükseliyordu.

Kur'an

Bir gün Allah'ın bildirdiği işaret gerçekleşti: tandırdan, yani ekmek pişirilen ocaktan sular kaynayıp taştı. Vakit gelmişti. Allah buyurdu: her canlı türünden birer çift, ailen ve iman edenler gemiye binsin. İman edenler çok azdı. Nûh, "Binin!" dedi, "Geminin yüzmesi de durması da Allah'ın adıyladır." Bismillah diyerek yola çıktılar.

  • Kur'an-ı KerimHûd 11:40-41
  • Kur'an-ı Kerimel-Mü'minûn 23:27
Görsel Brief
Mekân (setting)
Ön planda topraktan örülmüş bir tandır ocağı; içinden köpürerek taşan ve toprakta kollara ayrılan su; orta planda geminin indirilmiş ahşap rampası; rampanın ıslak yüzeyinde gemiye doğru çıkan çift sıra, çeşitli boyutlarda ayak izleri
Dönem (era)
Tûfanın ilk saati; gök henüz kapalı, ışık kurşunî
Atmosfer (mood)
nefesin tutulduğu eşik anı
Kamera (camera)
tandırdan rampaya uzanan diyagonal kompozisyon
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • su taşıran tandır
  • ıslak ahşap rampa
  • rampada çift sıra, farklı boyutlarda ayak izleri
  • ilk yağmur damgalarıyla benekli toz
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
  • hayvanların kendisi (yalnız izleri görünür)
Alt yazı (varyant metni)

Tandırdan sular taştı; rampada gemiye çıkan izler kaldı.

Kur'an

Gök boşaldı, yerden sular fışkırdı; gemi dağlar gibi dalgaların arasında yüzüyordu. Nûh, gemiye binmeyen oğluna seslendi: "Yavrucuğum, bizimle gel, kâfirlerle olma!" Oğlu, "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım" dedi. Nûh, "Bugün Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yok" dedi. Araya bir dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu. Nûh çok üzüldü ve Rabbine yalvardı. Allah ona, o kişinin davranışlarıyla aileden çıktığını bildirdi. Asıl yakınlık kan bağı değil, iman bağıdır.

  • Kur'an-ı KerimHûd 11:42-47
  • Kur'an-ı Kerimet-Tahrîm 66:10
Görsel Brief
Mekân (setting)
Kapkara bir gök; dağ silsilesi büyüklüğünde dalgalar; iki dalga arasındaki vadide küçücük kalmış geminin dış silüeti; gökten inen kalın yağmur perdeleri
Dönem (era)
Tûfanın zirvesi
Atmosfer (mood)
dehşetli azamet; hükmün icrası
Kamera (camera)
çok geniş açı; gemi kadrajda kasten küçük
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • dağ ölçeğinde dalga duvarları
  • iki dalga arasında küçük gemi silüeti
  • yağmur perdeleri
  • köpük ve serpinti
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
  • güvertede herhangi bir canlı
  • boğulma tasviri
Alt yazı (varyant metni)

Dalgalar dağlar gibiydi; gemi Allah'ın korumasıyla yüzüyordu.

Kur'an

Sonunda Allah buyurdu: "Ey yer, suyunu yut! Ey gök, suyunu tut!" Sular çekildi, iş bitirildi ve gemi Cûdî dağının üzerine oturdu. Allah, Nûh'a şöyle buyurdu: "Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olanlara bizden selâm ve bereketlerle gemiden in." Yeryüzünde hayat, iman edenlerle yeniden başladı.

  • Kur'an-ı KerimHûd 11:44
  • Kur'an-ı KerimHûd 11:48-49
Sahih Hadis

Peygamberimiz ﷺ haber verdi: Kıyamet günü insanlar Hz. Nûh'a gelecekler ve ona şöyle diyecekler: "Ey Nûh! Sen, Allah'ın yeryüzü halkına gönderdiği ilk rasûlsün." Hz. Nûh'un bu şerefi, dokuz yüz elli yıllık sabrının nişanıdır.

  • Sahih-i BuhariSahîh-i Buhârî 3340 (şefaat hadisi) (sahîh)
Görsel Brief
Mekân (setting)
Sular çekilirken bir dağ zirvesine oturmuş geminin dış görünüşü; yamaçlarda suyun bıraktığı yatay çizgiler; yarılan bulutlardan zirveye düşen geniş güneş huzmeleri; aşağıda buğulu, yıkanmış bir dünya
Dönem (era)
Tûfan sonrası ilk sabah
Atmosfer (mood)
yıkanmış bir sükûnet; şükür
Kamera (camera)
orta-geniş açı, hafif alçak ufuk; huzme gemiye düşer
Anahtar Nesneler (key_objects)
  • zirveye oturmuş gemi gövdesi
  • yamaçlardaki su çekilme çizgileri
  • bulutları yaran güneş huzmeleri
  • buhar tüten ıslak vadiler
ÇİZİLMEYECEKLER
  • insan figürü
  • insan yüzü
  • insan silüeti
  • peygamber tasviri
  • melek tasviri
  • canlı hayvan tasviri
  • okunabilir yazı, harf veya hat
  • haç, yıldız vb. dinî semboller
  • gökkuşağı
  • güvercin veya zeytin dalı motifi
Alt yazı (varyant metni)

Sular çekildi; gemi Cûdî'ye oturdu. Yeni bir başlangıçtı bu.

Anahtar Terimler
Şirk
Allah'tan başkasına tapmak; en büyük haksızlık.
Tevhid
Yalnız Allah'a inanmak ve yalnız O'na ibadet etmek.
Tûfan
Nûh kavmini kaplayan büyük su baskını.
Ulü'l-azm
En zorlu görevleri sabırla taşıyan büyük peygamberler.
Tefekkür

Bu kıssadan üç ders: 1) İyi insanları sevmek güzeldir; ama sevgide aşırı gitmek yanlışa götürür. 2) Doğru yolda olan, alay edilse bile vazgeçmez. 3) Asıl aile, iman ailesidir; doğru olanın yanında durmak gerekir.