İşkence Yılları ve Habeşistan
"Ehad, Ehad" diyen köle, ilk şehide Sümeyye ve adil kralın ülkesine ilk hicret.
"Ehad! Ehad!"
Davet yayıldıkça Kureyş'in zulmü de arttı. Özellikle koruyacak kabilesi olmayan zayıflara — kölelere ve yoksullara — korkunç işkenceler yaptılar. Habeşli köle Bilâl'i kızgın kumlara yatırıp göğsüne koca bir kaya koyarlardı; "Putlara dön!" dedikçe Bilâl tek kelimeyi tekrarlardı: "Ehad! Ehad!" — "Allah birdir, birdir!" Ebû Bekir onu satın alıp özgür bıraktı. Ammâr'ın ailesine yapılan işkence daha da ağırdı; annesi Sümeyye, işkence altında can verdi ve İslâm'ın ilk şehidi oldu — ilk şehit, yaşlı bir kadındı. Peygamberimiz ﷺ onların yanından geçerken şöyle derdi: "Sabredin ey Yâsir ailesi! Sözleşilen yeriniz cennettir."
- ▸ İbn Hişam Siyeri — es-Sîretü'n-Nebeviyye, müstaz'aflara işkence bahsi (Bilâl, Yâsir ailesi)
- kumdaki insan boyu iz
- göğüs hizasındaki iri kaya
- kavrulmuş çakıllar
- titrek sıcak hava ve uzak sur silüeti
- insan figürü
- insan yüzü
- insan silüeti
- peygamber tasviri
- melek tasviri
- canlı hayvan tasviri
- okunabilir yazı, harf veya hat
- haç, yıldız vb. dinî semboller
Kızgın kumda, kayanın altında bile tek söz: "Ehad!"
Zulüm dayanılmaz olunca Peygamberimiz ﷺ, müslümanlara bir yol gösterdi: "Habeşistan'a gidin; orada, yanında kimseye zulmedilmeyen bir kral var." Dikkat et: O kral müslüman değildi, Hristiyan'dı; ama âdildi. Demek ki zulümden kaçan, adaletin olduğu yere sığınır. Önce küçük bir grup, sonra seksenden fazla müslüman denizi aşıp Habeşistan'a hicret etti. Bu, İslâm'ın ilk hicretiydi. Kureyş boş durmadı; iki elçiyi kıymetli hediyelerle Necâşî'ye gönderdi: "Bunlar bizim kaçaklarımızdır, bize geri ver!" dediler.
- ▸ İbn Hişam Siyeri — es-Sîretü'n-Nebeviyye, Habeşistan hicreti bahsi
Necâşî, müslümanları huzuruna çağırdı ve sordu: "Bu yeni din nedir?" Müslümanların sözcüsü Cafer, tarihe geçen bir konuşma yaptı: "Ey kral! Biz cahiliye ehli bir kavimdik: putlara tapar, ölü eti yer, kötülük işler, akrabayı gözetmez, komşuya haksızlık ederdik; güçlümüz zayıfımızı ezerdi. Allah bize içimizden, doğruluğunu ve temizliğini bildiğimiz bir elçi gönderdi. Bizi tek Allah'a çağırdı; doğru söylemeyi, emaneti korumayı, akrabayı gözetmeyi, komşuya iyiliği emretti; zulmü, yalancı şahitliği, yetim malı yemeyi yasakladı." Sonra Necâşî'nin isteğiyle Meryem sûresinden âyetler okudu. Necâşî ağladı ve şöyle dedi: "Bu, Mûsâ'nın getirdiğiyle aynı kandilden çıkıyor. Gidin; sizi asla teslim etmem!" Kureyş'in hediyeleri geri çevrildi.
- ▸ İbn Hişam Siyeri — es-Sîretü'n-Nebeviyye, Cafer'in Necâşî huzurundaki konuşması (Ümmü Seleme'den)
- ▸ Kur'an-ı Kerim — Meryem 19:16-33 (okunan bölüm)
- boş taht ve basamakları
- geri çevrilmiş hediye bohçaları
- mülteci tarafındaki yalın hasır
- iki tarafı ayıran ışıklı boşluk
- insan figürü
- insan yüzü
- insan silüeti
- peygamber tasviri
- melek tasviri
- canlı hayvan tasviri
- okunabilir yazı, harf veya hat
- haç, yıldız vb. dinî semboller
Adil kral, hediyeleri geri çevirdi; mazlumları teslim etmedi.
- Şehit
- Allah yolunda canını veren kimse.
- Hicret
- Zulümden kurtulmak için yurdundan göç etmek.
- Necâşî
- Habeşistan'ın adil kralı.
- Sözcü
- Bir topluluk adına konuşan kişi.
TefekkürÜç ders: 1) İman, en zor anda bile "Allah birdir" diyebilmektir. 2) Zulümden kaçan, adaletin olduğu yere sığınır. 3) Derdimizi anlatırken karşımızdakinin anlayacağı dilden konuşuruz; Cafer öyle yaptı.