Hz. Dâvûd (a.s.)
Câlût'u deviren genç, halife kılınan hükümdar: "İnsanlar arasında hak ile hükmet."
Adaletin Hükümdarı
İsrâiloğulları, zalim komutan Câlût'a karşı Tâlût'un ordusuna katıldı. Yolda bir ırmakla imtihan edildiler: "Kim ondan kana kana içerse benden değildir." Çoğu dayanamayıp içti; az bir topluluk sözünde durdu. Câlût'un dev ordusunu görünce kimileri "Bugün gücümüz yetmez" dedi. İmanı sağlam olanlar ise şu unutulmaz sözü söyledi: "Nice az topluluk, Allah'ın izniyle nice çok topluluğa galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir." Savaş başladı ve ordunun genç askeri Dâvûd, Câlût'u devirdi. Allah, Dâvûd'a hükümdarlık ve hikmet verdi.
- ▸ Kur'an-ı Kerim — el-Bakara 2:246-251
- saplanmış dev mızrak
- devrik dev kalkan
- sade çoban dağarcığı
- doğan güneş ve boş yol
- insan figürü
- insan yüzü
- insan silüeti
- peygamber tasviri
- melek tasviri
- canlı hayvan tasviri
- okunabilir yazı, harf veya hat
- haç, yıldız vb. dinî semboller
Koca ordunun devi, imanlı bir gence yenildi.
Allah, Dâvûd'a eşsiz nimetler verdi: Zebûr kitabını indirdi; dağlar ve kuşlar, onun tesbihine eşlik ederdi. Demir, elinde yumuşardı; ondan koruyucu zırhlar yapardı. Hükümdar olduğu hâlde kimsenin sırtından geçinmez, kendi elinin emeğiyle yerdi. Peygamberimiz ﷺ şöyle buyurdu: "Hiç kimse, elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir. Allah'ın peygamberi Dâvûd da elinin emeğinden yerdi." İbadette de örnekti: gecenin yarısında uyur, üçte birinde kalkıp namaz kılardı; bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Peygamberimiz ﷺ bunun, namazın ve orucun en faziletlisi olduğunu bildirdi.
- ▸ Kur'an-ı Kerim — el-Enbiyâ 21:79-80
- ▸ Kur'an-ı Kerim — Sebe' 34:10-11
- ▸ Sahih-i Buhari — Sahîh-i Buhârî 2072 (sahîh)
- ▸ Sahih-i Buhari — Sahîh-i Buhârî 3420 (sahîh)
- örs üzerindeki örgülü zırh
- köz ateşinin ışığı
- çekiç ve maşa
- soğutma teknesi ve kıvılcımlar
- insan figürü
- insan yüzü
- insan silüeti
- peygamber tasviri
- melek tasviri
- canlı hayvan tasviri
- okunabilir yazı, harf veya hat
- haç, yıldız vb. dinî semboller
Hükümdar Dâvûd, ekmeğini kendi elleriyle kazanırdı.
Bir gün iki davacı, duvardan aşarak Dâvûd'un ibadet ettiği yere girdi. Biri dedi ki: "Bu kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum var; 'Onu da bana ver' diyor ve beni sözle eziyor." Dâvûd, "O, senin koyununu istemekle sana haksızlık etmiş" dedi. Sonra birden anladı ki bu bir imtihandı: Öbür tarafı dinlemeden hüküm vermişti. Hemen Rabbinden bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve tevbe etti; Allah onu bağışladı. Ardından Allah ona görevini bildirdi: "Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet ve nefsinin arzusuna uyma; yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır."
- ▸ Kur'an-ı Kerim — Sâd 38:21-26
- duvardan sarkan iki halat
- boş hüküm sekisi
- karşılıklı iki minder
- secde izli seccade
- insan figürü
- insan yüzü
- insan silüeti
- peygamber tasviri
- melek tasviri
- canlı hayvan tasviri
- okunabilir yazı, harf veya hat
- haç, yıldız vb. dinî semboller
Dâvûd, hatasını anlar anlamaz secdeye kapandı.
- Zebûr
- Allah'ın Dâvûd'a verdiği kitap.
- Halife
- Yeryüzünde adaletle görevlendirilmiş yönetici.
- Hevâ
- Nefsin gelip geçici, ölçüsüz istekleri.
- El emeği
- İnsanın kendi çalışarak kazandığı rızık.
TefekkürÜç ders: 1) Az ama kararlı bir topluluk, Allah'ın izniyle büyük işler başarır. 2) İki taraf da dinlenmeden karar verilmez; hata edince hemen düzeltilir. 3) Yönetici bile kendi ekmeğini helâlinden kazanmalıdır.