Bedir: Furkan Günü
Üç yüz on üç kişinin imtihanı: kuyular şûrâsı, meleklerin desteği ve esirlere gösterilen çığır açıcı muamele.
Üç Yüz On Üç Kişi
Hicretin ikinci yılında Müslümanlar, mallarına el konularak Mekke'den kovulmuşlardı; Kureyş'in büyük ticaret kervanını karşılamaya çıktılar. Ama karşılarına kervan değil, bin kişilik silahlı bir ordu çıktı. Müslümanlar sadece üç yüz on üç kişiydi. Peygamberimiz ﷺ ashâbıyla istişare etti. Mikdâd ayağa kalktı: "Yâ Rasûlallah! Biz, Mûsâ'nın kavminin dediği gibi 'Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturacağız' demeyiz. Sağında, solunda, önünde ve arkanda seninle beraber savaşırız!" Ensâr adına Sa'd da aynı sözü verdi. Peygamberimizin ﷺ yüzü sevinçle aydınlandı.
- ▸ Kur'an-ı Kerim — el-Enfâl 8:5-7
- ▸ Sahih-i Buhari — Sahîh-i Buhârî 3952 (Mikdâd'ın sözü) (sahîh)
- ▸ İbn Hişam Siyeri — es-Sîretü'n-Nebeviyye, Bedir istişaresi bahsi
Ordu, Bedir kuyularına yakın bir yerde konakladı. Hubâb adlı sahâbî edeple sordu: "Yâ Rasûlallah! Burası, Allah'ın seni yerleştirdiği bir yer mi, yoksa bir görüş ve savaş taktiği mi?" Peygamberimiz ﷺ, "Görüş ve taktiktir" buyurdu. Hubâb, "Öyleyse burası uygun değil" dedi; "Suları arkamıza alalım, en yakın kuyuya konalım, diğerlerini kapatalım; biz içelim, onlar içemesin." Peygamberimiz ﷺ, "Doğru görüş budur" dedi ve orduyu kaldırıp Hubâb'ın dediği yere taşıdı. En büyük komutan bile, doğru fikri kimden gelirse gelsin kabul etti.
- ▸ İbn Hişam Siyeri — es-Sîretü'n-Nebeviyye, Hubâb b. Münzir'in görüşü bahsi
- taş bilezikli kuyular
- öndeki dolu su havuzu
- kapatılmış geri kuyu ağızları
- iki yamaçtaki uzak ateş noktaları
- insan figürü
- insan yüzü
- insan silüeti
- peygamber tasviri
- melek tasviri
- canlı hayvan tasviri
- okunabilir yazı, harf veya hat
- haç, yıldız vb. dinî semboller
Doğru fikir Hubâb'dan geldi; ordu kuyulara taşındı.
Savaş sabahı Peygamberimiz ﷺ ellerini açıp yalvardı: "Allah'ım! Bana verdiğin sözü yerine getir. Allah'ım! Şu bir avuç topluluk helâk olursa, yeryüzünde Sana ibadet eden kalmaz." Allah duaya icabet etti: "Hani Rabbinizden yardım istiyordunuz; O da 'Ben size peş peşe gelen bin melekle yardım edeceğim' diye cevap vermişti." Savaş, Müslümanların zaferiyle bitti. Kur'an, zaferin asıl sahibini hatırlattı: "Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı." Dâvûd bölümündeki o söz yine doğrulanmıştı: "Nice az topluluk, Allah'ın izniyle nice çok topluluğa galip gelmiştir."
- ▸ Kur'an-ı Kerim — el-Enfâl 8:9, 8:17, 8:41
- ▸ Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân 3:123
Savaşta yetmiş esir alındı. O çağda esirlere çok kötü davranılırdı; Peygamberimiz ﷺ ise "Esirlere iyi davranın" buyurdu. Sahâbîler kendi yemeklerini esirlere verip hurmayla yetindiler. Esirlerin serbest kalması için çözümler de çok özeldi: Zengin olan fidye ödeyecekti; fakir ama okuma yazma bilen ise ON MÜSLÜMAN ÇOCUĞA okuma yazma öğretirse özgür kalacaktı. Düşün: düşman askeri bile öğretmen yapılıyor, özgürlüğün bedeli bilgi oluyordu. İlk emri "Oku!" olan bir dinin savaş sonrası bile böyleydi.
- ▸ İbn Hişam Siyeri — es-Sîretü'n-Nebeviyye, Bedir esirleri bahsi
- Bedir
- İlk büyük savaşın yapıldığı kuyular bölgesi.
- Furkan
- Hakkı bâtıldan ayıran.
- Esir
- Savaşta yakalanan kişi.
- Fidye
- Serbest kalmak için ödenen bedel.
TefekkürÜç ders: 1) Karar vermeden önce danışılır; doğru fikir kimden gelirse gelsin dinlenir. 2) Zafer kazanınca övünülmez; "Allah'ın yardımıyla" denir. 3) Yenilmiş düşmana bile insanca davranılır.